| İLK BESLEME: |
Hastanede ilk
besleme doğum masasında olmalıdır. Anne ve bebek
ısıtılmak amacı ile birlikte örtülür. Bebek
annenin yanına verilerek emme başlatılır.
- Bebeğin emmeyi
öğrenmesi için iyi bir zamandır. Bebek çok alıcı
ve emme refleksi çok kuvvetli olabilir.
- Emme, plesenta
atılmasına yardım eden oksitosin üretimini
uyarır ve kanamayı durdurur.
- Bebek değerli
kolostrumu (ağız) alabilir.
- İlk saat ya da
doğumdan hemen sonrası ruhsal yönden de en
önemli zamandır. Doğum sonu olabildiğince erken
emzirme, anneyi bebeğe karşı daha sevecen ve
bakıma hazır bir duruma getirir. Anne sütüne
daha uzun bir dönem devamı sağlar. Emzirmeye
başlamada birkaç saatlik bile olsa gecikme,
başarısızlığı beraberinde getirebilir.
YENİ DOĞAN BEBEK OLABİLDİĞİNCE ERKEN EMZİRMEYE
BAŞLANILMALIDIR. |
| AYNI ODAYI PAYLAŞMA: |
| Normal bir
doğumdan sonra anne ve bebeği ayırmanın gereği
yoktur. Bebek annenin yanına ufak bir kot içinde
verilebilir. Buna “ oda paylaşma” adı verilir.
Anne sorumluluğu bu anda başlamış olur. Anne
istediği zaman besleye bilir, ya da altını
değiştirebilir. Hatta anne çok hasta ya da alkolik
olmadıkça aynı yatağı bile paylaşabilir. Ani bebek
ölümü (beşik ölümü) adı verilen tablonun anne
yanında uyumakla ilişkili olmadığı gösterilmiştir.
Oda paylaşma, pek çok emzirme sorununa erken çözüm
getirir.
BEBEK ANNESİ İLE AYNI
ODAYI PAYLAŞMALIDIR. |
| İSTEDİKÇE BESLENME: |
Anne, bebeği
ağladıkça ya da kendi istedikçe bebeğini kucağına
almalı ve emzirmelidir. Buna “ akla geldikçe
besleme” adı verilir. İlk zamanlar bebek çok
düzensiz olabilir. 1-2 gün çok sık beslenebilir.
Veya ilk bir kaç gün, günde sadece birkaç kez
emebilir. Her bebek değişik olsa da, sıklıkla 1-2
haftadan sonra belli bir düzen yerleşir. Bebeği
yalnızca belli özel zamanlarda beslemek anne
sütünü azaltabilir. Öte yandan,
- Sık emme,
prolaktin yapımını stimüle ederek kısa sürede
süt gelişine yardım eder.
- Süt bezlerinde,
süt toplanmasına bağlı memelerin gerginliği gibi
pekçok soruna önlem getirir.
BEBEK, DOĞUM SONU DÖNEMDE İSTEDİKÇE EMZİRİLMELİDİR.
Bebek yeterli
sıklıkta emmeyi hatırlamaz:
Bazı bebekler
çok sessiz olup acıksa bile ağlamayabilir. Yeterli
hızla kilo alamayan bebeklerin böyle olabilceği
düşünülmelidir.
Böyle
bebeklerin annesi ile bebeğin istediğinden daha
sık emzirebileceği konusu tartışılmalıdır.
Bebek gereğinden
çok sık emme ister.
Bazı bebekler
sürekli istekli görünür ve annelerini bezdirirler.
Bunun nedeni bazen meme başını doğru pozisyonda
fikse edemediği için yeterli süt gelmemesi
olabilir. Yine bebeğin çok kısa bir süre memede
tutulması sonucu süt atımı refleksinin uyarılması
ve sütün gelmesi için gerekli zaman olamaz. Bu
durumda anneye beslenme tekniklerinin
geliştirilmesi konusunda yardım edilmelidir. |
| BESLENME SÜRESİ: |
| Eskiden
sağlıkçılar ilk birkaç gün 2-3 dakika gibi çok
kısa süre emzirme, daha sonra 5-10 dakikaya
çıkmalarını önerirlerdi. Çok uzun süre emmenin,
meme başını zedeleyeceğinden çekinirlerdi.
Günümüzde beslenme
süresinin sorun olmadığı bilinmektedir. Sorun meme
başının yanlış pozisyonda tutulmasıdır. Bebeklerin
çoğu 5-10 dakikada emmeyi bitirir, fakat bazen
yarım saat gibi uzun süre emebilirse de sorun
değildir.
Yeni araştırmalar
hızlı ya da yavaş beslenenlerin total olarak aynı
miktar süt aldıklarını göstermiştir. Yavaş emen
bir bebek memeden kısa sürede ayrılırsa, yeterli
süt alamaz. Yetersiz enerjiye bağlı büyümesi
yeterli olmayabilir.
BEBEĞİN İSTEDİĞİ ZAMAN ve İSTEDİĞİ SÜRE EMMESİ
İÇİN SERBEST BIRAKINIZ. |
| HER İKİ MEMEDEN BESLENME: |
| Bebeklerin pek
çoğu her beslenmede her iki memeden de emmek
isteyebilir. Ufak bebekler için sadece tek memeden
emme yeterli olabilir ya da her iki memeden çok az
miktarda emebilirler. Bununla birlikte, eğer bebek
bir memeden diğerine oranla sürekli daha fazla
emerse, diğer memede süt yapımı durabilir. Bu
nedenle bir öğünde sağ memeden emzirme başlanırsa,
bir sonraki emzirmede diğer memenin öncelikle
verilmesi gerekliliği anne ile tartışılmalıdır.
Böylece her iki memeye eşit meme uyaranı yapılacak
ve süt yapımı sürekliliği sağlanacaktır.
ANNE HER İKİ
MEMEDEN HER ÖĞÜNDE BESLEMELİDİR. |
| ANNE SÜTÜ ÖNCESİ BESLEME: |
| Bir çok hastanede
bebeklere anne sütü öncesi bir beslenme uygulaması
yapılmaktadır. Bu uygulama anne sütüne eşdeğer bir
mama, inek sütü ya da çoğu kez şekerli su ile anne
sütü gelinceye dek sürdürülür. Sağlıkçılar, dahil
tüm yakın çevresi anne sütü gelene dek ilk birkaç
gün bebeğin aç kalacağından, dehidratasyona (su –
tuz kaybı) girebileceğinden kuşku duyarlar.
Son bilgiler ışığında
anne sütü öncesi beslenme gerekli değildir ve
hatta zararlı olabilir. Bu dönemde çok az miktarda
kolostrum bile normal bebek beslenmesi için
yeterlidir. Bu kolostrumun yapılabilmesi için emme
uyaranı gereklidir.
Günümüzde çoğu
uzman, kolostrum (ağız) un güvenle
verilebileceğine ya da eğer yutma sorununda kuşku
duyulmuyorsa bebeğin ilk beslenmesinin anne sütü
ile yapılmasına inanmış durumdadır.
Anne sütü öncesi
beslenmenin zararları:
Bebek Yönünden:
- Yapay beslenme
ile bebeğin açlık duygusu giderileceğinden anne
memesini emmek istemeyebilir.
- Yapay beslenme
ile ilk günlerden başlayan kontminasyonlar
olabileceği unutulmamalıdır. Özellikle
kolostrumda almayan bebeklerde koruyuculuk
geçişi olmayacağından yenidoğan ishalleri daha
sık görülebilir.
- Sık inek sütü
veriliyorsa allerjik reaksiyonlar daha sık
ortaya çıkar.
- Biberondan
emmeye çabucak alışan bebek, anne meme başını
tutmakta zorlanabilir.
ANNE SÜTÜ GELİNCEYE DEK BEKLEME DÖNEMİNDE BEBEĞE
BİR BAŞKA EK BESİN VERMEYİNİZ.
Anne Yönünden:
- Yeterli emme
uyaranı olmadığı için anne sütünün geliş süresi
uzar.
- Bebek, memedeki
sütü yeterince boşaltmadığı için dolgunluk ve
meme iltihapları daha sık görülür.
- Anneye, meme ile
besleme giderek daha zor gelmeye başlar ve çoğu
kez emzirmeyi bırakır. Hatta iki kez anne sütü
öncesi beslenme bile sütün yetersizliğine neden
olabilir.
|
| EK SU: |
- Normal, sağlıklı
doğan bebek, anne sütü gelene dek su kaybı
ortaya çıkmayacak düzeyde su depolayarak
doğmuştur.
|
| GECE BESLEME: |
Bazı anneler,
bebeklerinin tüm gece boyunca emzirme
gerektirmeden uyumasını sağlamaya çalışırlar.
Ancak bebek istedikçe gece de beslemek daha iyidir.
- Gece beslenmesi,
bebeğin emmesi ile süt yapımını gece boyunca da
sağlayacaktır.
- Gece beslenmesi,
özellikle çalışan anneler için daha yararlıdır.
BEBEK OLABİLDİĞİNCE UZUN SÜRE GECE BESLENMESİ
DEVAM ETMELİDİR. |
| ERKEN KİLO DEĞİŞİMLERİ: |
| Doğumdan sonra ilk
birkaç gün bebek normal olarak kilo kaybeder.
Doğum kilosunun %10’unu kaybedebilir. Süt
geldikten sonra bebek tekrar kilo almaya başlar.
Ortalama 10 gün içinde bebek ortalama kilosuna
döner. Kilo kaybı ve tekrar kilo almanın normalde
beklenen, anne karnında iken bebekte oluşan su
tutulmasının çözülmesi olayı olduğu anneye
anlatılmalıdır.
BEBEK İLK ON GÜN
İÇİNDE DOĞUM KİLOSUNA TEKRAR GERİ DÖNER. |
| MEME TEMİZLİĞİ: |
| Geçmişte,
hastanelerde sağlıkçılar her beslenme öncesi anne
meme başlarının sabunla yıkanmasını önerirler.
Günümüzde bunun gerekli olmadığı, özellikle
sabunla sık temizliğin meme başındaki doğal yağı
uzaklaştırarak meme başı derisine verebileceği
bilinmektedir. Bu uygulama sonucu cilt kurulaşır
ve kolayca zedelenerek çatlaklar oluşabilir. Bunun
yanı sıra her beslenme öncesi yıkamayı yapabilecek
durumda olan anne sayısı oldukça azdır. Sabunsuz
duru, temiz su ile silme yeterli bir işlemdir.
MEME BAŞININ SIK SIK SABUNLA YIKANMASI ve
SİLİNMESİ SAKINCALIDIR. CİLDİ ZEDELEYEBİLİR. |
| ANNE SÜTÜNÜN BİLEŞİMİ: |
| Beslenme ile
sağlık arasında yakın bir ilişki olduğu
bilinmektedir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve
gelişmesi, kalıtsal potansiyellerine erişebilmesi
yeterli ve dengeli beslenme ile mümkündür. Dünyada
kötü beslenme, bilgisizlik, hatalı beslenme
alışkanlıkları ve buna bağlı olarak gelişen
enfeksiyonlar milyonlarca çocuğun ölümüne, bir o
kadar çocuğun da büyüme ve gelişmesinin geri
kalmasına neden olmaktadır.
Gelişmekte olan
ülkelerde beslenme sorunun düzeltilmesi, koruyucu
sağlık hizmetleri kapsamında beslenme sorunlarına
yönelik önlemlerin alınması gereklidir. Nitekim
bebek ve küçük çocukların beslenmesi ulusal ve
uluslararası programlarda önemli bir unsur olarak
yer almıştır.
Dünya Sağlık
Örgütü, Tarım Ve Gıda Organizasyonu, Birleşmiş
Milletler Çocuk Fonu ve Uluslararası Beslenme
Komitesi gibi kuruluşlar bebek beslenmesi konusuna
önemle eğilmektedir.
Süt çocuğu için en
uygun besin anne sütüdür. Anne sütü ilk 6 ayda
bebeğin tüm gereksinmelerini sağlayan ve sindirim
sistemine göre ayarlanmış bir besindir. En çağdaş
yöntemlerle ve bilimsel ilkelere uygun şekilde
yapılmış en mükemmel endüstri sütleri bile anne
sütünün çok yönlü nitelikleri düzeyinde değildir.
Bu nedenle 1970 yılından bu yana dünyada “Anne
Sütüne Dönüş” dönemi başlatılmış ve bu amaçla
birçok ülkede özendirici kampanyalar yapılmıştır.
Anne sütü ile
beslenme geleneğinin ortadan kalkmasının
sakıncaları az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler
için daha büyüktür. Ekonomik güçlük içinde bulunan
toplumlarda endüstri sütleri ile beslenme ekonomik
yük getirir, aynı zamanda uygun ve temiz
koşullarda hazırlanmadığında ishal vb. beslenme
bozukluklarına yol açabilir.
Bir insan hakkı
olarak emzirmenin korunması, özendirilmesi ve
desteklenmesi tüm sağlık personelinin doğal bir
görevidir.
Çocuğunu isteyerek
doğuran, gebelik süresince emzirmeye hazırlanan ve
ruh sağlığı iyi olan her kadında laktasyon (süt
üretimi) başarılı olur.
Anne sütü, yaşamın
ilk 6 ayında bebeğin gereksinimi olan tüm
besinleri içerir. Bebek için en uygun protein ve
yağları kapsar.
- Bebeğin ihtiyacı
olan laktoz ( süt şekeri) diğer sütlere oranla
daha fazladır
- Bebek için
yeterli vitamin vardır. Dışarıdan ek vitamin ya
da meyve suyu desteğine gerek göstermez.
- Yeterli demiri
içerir. Çok fazla miktarda demir olmamasına
karşın bebek bağırsaklarından emilebilme oranı
fazladır.
- Anne sütü ile
beslenen bebeklerde demir eksikliği anemisi
nadiren gelişir.
- Sıcak iklimlerde
bile yeterli olan suya sahiptir.
- Yeterli
oranlarda tuz, kalsiyum, fosfat içerir.
Doğumdan sonra
bebeğin annesini emmesi ile birlikte prolaktin
hormonu salgılanarak memede süt yapımı başlar.
Oksitosin hormonu salgılanması ile birlikte oluşan
sütün boşalması sağlanır. Bebeğin istedikçe
emzirilmesi süt yapımını arttırır. Doğumdan
sonraki 3. 4. günlerde süt salgılanmasında artış
görülür. 4 ve 6. haftalarda artış en üst düzeylere
ulaşır. Günlük salgılanan süt miktarı 750 – 800
ml. kadardır. |
| Kolostrum: |
| Doğumdan hemen
sonra ilk 5 günde salgılanan koyu sarı renkteki
süte kolostrum adı verilir.Bileşim özellikleri
yenidoğan bebeğin ilk günlerdeki gereksinmeleri
açısından büyük önem taşımaktadır.Anne sütünde
bulunan antienfektif öğeler (sekretuar İgA
kolostrumda 20-30 g/l,protein
%2-3g),Avitamini,sodyum ve çinko düzeyi olgun sütü
oranla daha zengin olduğundan,steril ortamdan
steril olmayan ortama gelen bebek ilk birkaç gün
içerisinde enfeksiyonlardan en iyi şekilde
korunmuş olur.Doğar doğmaz ilk anne sütü alan
bebeklerin ağzından başlayarak gastrointestinal
sistemleri tümden immünoglobülinler ile kaplanarak
(mukozal bir tabaka oluşur),çocuğun dış ortamdan
gelecek patojen mikroorganizmalara karşı korunması
sağlanır.Kolostrum 5-10 günler arasında geçiş sütü
şeklini alarak 3. haftadan sonra olgun (matür) süt
özelliğini taşır.Bu süre içerisinde bazı besinler
ve immünolojik içeriklerin oranında değişme
olur.Bu değişiklikler süt yapan meme bezlerinin (glandlarının)fizyolojik
ve metabolik olgunlaşması ile de ilgilidir. |
| Olgun Anne Sütünün
Bileşimi ve Özellikleri: |
| Anne sütünün
bileşimi laktasyon dönemine,incelenen örneklerin
emzirmenin başında ya da sonunda alınmış
olmasına,gün içerisinde alındığı zaman
dilimine,bebeğin doğduğu gebelik haftasına ve
yaşına göre değişiklik gösterir.. |
| 1.Protein: |
| Anne sütü proteini
inek sütüne oranla 3 kez daha azdır.Anne sütü
proteininin kantitatif farkı yanında bileşim
açısından da çocuk için en ideal yapıya sahiptir.
Süt proteinini kazein whey proteinleri oluşturur.
Whey proteinlerinin
en önemli bileşenleri a-laktalbümin,laktoferrin,lizozim,immünoglobulinler
ve serum albüminidir.Anne sütünün
antienfektif,whey proteinleri fraksiyonunda
bulunmaktadır.İnek sütünde kazein/whey oranı 80/20
iken,olgun anne sütünde laktasyon devresine göre
değişmekle birlikte 40/60’dır. İnek sütünde whey
proteinleri az miktardadır ve bu sütteki whey
proteinlerinin önemli bir kısmını oluşturan ve
allerjen olan b -laktoglobulin anne sütünde
bulunmaz. b- Laktoglobulin allerjik özelliklere
sahiptir ve çocukta allerji,solunum sisteminde
bozukluk ve döküntülere neden olabilir.Anne
sütündeki a-laktalbümin laktoz sentetaz enziminin
yapısına girer ve glikozun UDP-galaktoza
bağlanmasını katalize ederek meme bezlerinde
laktoz sentezlenmesini sağlar.
Kazein ester bağlı
fosfat,yüksek oranda prolin ve çok az sistin
içeren ve pH:4-5 ‘te çözünürlüğü az olan bir süt
proteinidir. Alfa,beta,gama ve kappa olarak dört
fraksiyonu vardır ve anne sütünde b kazeinleri
fazla miktarda.Anne sütündeki kazein miçellerinin
çapı inek sütündekilere göre daha küçük ve aynı
zamanda anne sütü eriyebilen whey proteinlerinden
zengin olduğundan,daha kolay yıkılabilen
moleküller ortaya çıkmakta ve daha kolay
sindirilip emilebilmektedir.İnek sütündeki fazla
kazein midede kaba pıhtıların oluşumuna neden olur. |
| Anne sütünde
kükürtlü aminoasitlerden metıonin/sistin oranı
0,69 iken,bu oran inek sütünde
2,72’dir.Yenidoğanda metionini sistine dönüştüren
enzimler immatür olduğundan,anne sütündesistin
miktarının yüksek olması sistin ve sülfat
gereksinmesini karşıladığı için önemlidir.Ayrıca
inek sütü sistinden fakir olduğundan,çeşitli
dokularda sinir iletiminde rolü olan taurin
sentezinde kullanılamaz. |
| İçerdiği düşük
yoğunluktaki fenilalanin ve tirozin ile anne
sütü,bu aminoasitlerin yenidoğan dönemindeki
metabolize edilme hızlarındaki düşüklüğe uygunluk
gösterir.Anne sütünde glutamik asitten sonra
yoğunluğu en yüksek olan aminoasit,büyümeyi
düzenleyen etmenlerden birisi,hücre membranının
bütünlüğünü sağlayan ve retina zedelenmesini
önleyen taurindir.Anne sütündeki taurin düzeyleri
inek sütünden 30-40 kez daha fazladır (anne
sütünde 250-350 mmol/l,inek sütünde 10 mmol/l) |
| 2.Antienfektif Öğeler: |
| Hücre ve
Antikorlar: T ve B
lenfositler,makrofajlar,nötrofiller,epitelyal
hücreler
Bifidus Faktörü: Barsakta
“laktobasillusbifidus”isimli yararlı bakterinin
oluşumunu sağlar.Laktobasillus bifidus,barsak
pH’sını düşürerek diyareye neden olan
mikroorganizma ve mantarların üremesine engel olur.
Lizozim: Bakterisidal
etkisi olan bir enzimdir.Peptidoglikan yıkımında
görevlidir.
Laktoferrin: Bakteriostatik etkisi olan bir proteindir.Demiri
bağlayarak patojen mikroorganizmaların üremesini
engeller.Fagositik etkisi vardır.Bağışıklık
sistemini güçlendirici ve uyarıcı etkisi
vardır.Büyüme etmeni olarak kullanılır.
Laktoperoksidaz: Bakteriostatik etkisi olan bir proteindir.
İmmünoglobülinler: Özellikle sekretuvar
İgA bakterilerden E Coli,vibrio kolera,H
influenza,difteri,pnömoni,salmonella,shigella ve
virüslerden polio,rotavirüs,HİV ve
sitomegalovirusa karşı
etkilidir.İnterferon:Antiviral etkili bir
proteindir.
Komplemanlar: Özellikle
C3 opsonin (antijenle birleşerek onu fagositoza
hassas kılan antikor)olarak görev alır.
Müsin: Rotavirüse karşı
etkilidir.
Fibronektin: Opsonin (antijenle
birleşerek onu fagositoza hassas kılan
antikor)olarak işlev görür.
Antistafilokok
faktör Nükleotidler Sitokinler: Anne sütünde bulunan
sitokinlerden interlökin 1b,T hücrelerini aktive
eder;interlökin 6,İgA yapımını,tümör nekrozis
faktöra(TNFa)komplamen salgılanmasını ve
dönüştürücü büyüme etmeni (transforming growth
factor ;TGFb) ise T hücrelerine dönüşümü
arttırmaktadır.
Lenfositler: E.Coli’ye
karşı etkindir.
Antiviral
lipidler: Virusları parçalarlar.
Oligosakkaritler: Bakterilerin epitel dokuya bağlanmasını
önlerler.Reseptör analoğudur. |
3.Yağlar: |
| Anne sütünün
verdiği enerjinin yaklaşık yarısı yağlardan
gelir.Anne sütünün yağlarının %98’ini
trigliseritler oluşturur.Trigliserit yapısında en
fazla bulunan yağ asitleri ise palmitik ve oleik
asitlerdir.Kolosstrumda daha fazla olmak üere anne
sütünün çoklu doymamış yağ asitlerden zengin
olması beyin gelişimi,myelinizasyon,retinal
işlevler ve hücre proliferasyonunun normal
olmasını sağlar. |
| Anne sütü yağının
sindirim ve emilimi inek sütüne oranla
kolaydır.Anne sütünde bulunan yağların çevresi
membranla çevrili,çekirdek kısmını
trigliseridlerin ve membranını da
fosfolipidler,kolesterol ve proteinlerin
oluşturduğu yağ globülleri şeklindedir.Anne
sütünün yağ globüllerinin çapının inek sütünden
küçük oluşu,kısmen içerdiği yağ asitleri ve kısmen
de anne sütünde bulunan ve +4 C’de bile aktif olan
lipaz enzimi bebekte yağ emilimini kolaylaştıran
etmenlerdendir.
Sütün içerdiği yağ
miktarı,insandan insana laktasyonun zamanına ve
gün içinde salgılandığı saate göre değişkenlik
gösterir.Bebek beslenmesi süresince 2 tip süt
salgılanır.Emzirmede ilk gelen süt (fore milk –ön
süt) yağdan fakir,laktozdan zengin sulu süttür.Bu
sütün özelliği öncelikle çocuktaki dehidratasyonu
ve hipoglisemiyi önlemesidir.Beslenme süresi
uzadıkça çocuk yağlı süte ulaşır ve sütün yağ
içerdiği 3 kez,proteini ise 1,3 kez,artma gösrerir
ve emzirmenin sonuna doğru salgılanan ve yağdan
zengin olan sütü (hind milk) alan çocuk doygunluk
hissederek memeyi bırakır.Yağlı süt bebeğin
enerjisini büyük bir kısmını karşılayacağından bu
süte ulaşması için emme süresinin uzun olması
gerekir.Yağlı süt enerji yanında doygunluk
vereceği için de çocukta rahatlama ve derin uyku
görülebilir.Bu nedenle her süt verişte anne bir
memesini sonuna kadar boşaltmalıdır.Çocuk emme
süresini kendi denetim altına alır ve böylece
obesite önlenmiş olur. |
| 4. Karbonhidratlar: |
| Süt şekeri
laktozdur.Laktoz meme hücreleri Golgi
cisimciklerinde glikoz ve galaktoz moleküllerinden
sentezlenir.Anne sütünün laktoz yoğunluğu annenin
beslenmesinden etkilenmez.Yavaş ve kolay
sindirildiğinden kan şekerini çocuğun
fizyolojisine uygun olarak düzenler,kalsiyum ve
diğer minerallerin emilimine yardımcı olur,barsak
bakterileri tarafından laktik aside
çevrilerek,dışkıda istenmeyen mikroorganizmaların
üremesini engeller.Laktozun galaktoz kompanentinin
lipidlerle bileşikleri beyin dokusu gelişimi için
çok önemlidir.
Anne sütünde
aminoasitlere ve proteinlere bağlı (glikoproteinler
ve glikopeptidler) karbonhidratlar da
vardır.Glikoproteinler laktobasillus bifidusun
büyümesini uyardığından “bifidus faktör” veya
“büyüme faktörü” adı da verilir.Anne sütü alan
bebeklerde bu faktör barsaklardaki bakteriyel
florada yoğundur.Bifidus faktörünün varlığı anne
sütü alan bebeklerin dışkılarının yapay
beslenenlere göre farklı olmasını sağlar.
Anne sütünde
besleyici olarak önemli miktarlarda
glikoz,galaktoz gibi basit şekerler ile çocuğu
enfeksiyonlardan koruma özelliği olan
oligosakkaritler ve diğer bazı kompleks
karbonhidratlar da bulunmaktadır. |
| 5.Vitaminler: |
| K veD vitaminleri
dışındaki yağda eriyen ve suda eriyen diğer
vitaminlerin anne sütündeki konsantrasyonları süt
çocuğu için yeterlidir.İşleme ile kayıplar
olmadığından vitaminlerin bioyararlılığı yüksektir.
Suda eriyen
vitaminlerin yoğunlukları annenin yakın zamandaki
beslenmesi ile ilgilidir.
Yenidoğanda hepatik
hidroksilaz aktivitesi gelişmemiştir.Anne sütünde
D vitamininin 25-OH formunda olması bebeğin
fizyolojik durumuna uygunluk gösterir.Bir
antioksidant ve A vitamini öncüsü olan b karoten
vücudun bağışıklık sisteminin korunmasında,hücre
sağlığının sürdürülmesinde ve serbest köklerin yol
açtığı kümülatif hasarın önlenmesi açısından
önlenmesi açısından önemlidir.Bununla birlikte
anne sütünde 22 İU/lt D vitamini vardır ve bu
miktar çocuğun gerekinmesi olan 400 İU/litre
‘den(veya 10mg kolekalsiferolden) oldukça
azdır.Anne sütüyle beslenen süt çocuklarında güneş
ışınlarından yeterince yararlanılmadığında
riketsgelişebileceğinden ilk yılda 15-20 günlükten
itibaren günde 400 İU D vitamini verilmesi
önerilir.
Anne sütünde 15mg/lt
olan K vitamininin 0,5-1,0mg parenteral veya 2,0mg
ağızdan verilmesi gerekir.Daha sonra anne
sütündeki K1 ve barsak florasının sentezlediği K2
vitamini ile gereksinim karşılanır. |
| 6.Mineraller: |
| Anne sütünün
mineral içeriği annenin beslenmesi ile büyük
ölçüde değişim göstermez.Annenin mineral depoları
kullanılarak bu düzenleme sağlanır.Anne sütünde
potasyum,sodyum ve kalsiyum serbest iyonlar
olarak,diğer mineraller de kompleks bileşikler
halinde bulunurlar.
Anne sütündeki
kalsiyum miktarı,inek sütünün %25’i kadar olsa
da,barsak pH’sının asit,yağ emiliminin daha iyi ve
fosfor emiliminin daha düşük olması ne4 nedeniyle
anne sütündeki kalsiyumun %55’i emilir.İnek sütü
veya inek sütünden hazırlanan ticari mamalarda bu
oran %38’dir.
Anne sütünün demir
yoğunluğu düşüktür (0,2-0,8mg/lt).Ancak
bioyararlılığı yüksektir.İnek sütü ve diğer
hayvansal besinlerdeki demirin ancak %5-10’u
emilebilirken,anne sütünde bu oran%50’dir.Demir
depoları yeterli annelerin sütlerindeki demir
oranı daha yüksektir. |
Anne
ve inek sütlerindeki demirin biyoyararlılığı |
| Anne sütünde çinko
genellikle whey proteinlerine bağlıdır.Whey ya da
kazeine bağlı olan çinkonun emilimi inek sütüne
göre daha yüksektir.Kolostrum da çinko yönünden
zengindir.Bu nedenle çinko metabolizmasının
kalıtsal bir defekti olan “akrodermatitis
enteropatika”bebek anne sütü aldığı sürece belirti
vermez.
Anne sütü alan
bebeklerde bakır yetersizliği görülmez.
Diş ve kemik
dokusunun normal yapısının ve gelişiminin
korunmasında gerekli olan florun anne sütündeki
miktarı 0,02ppm’dir ve bu miktarın süt çocuğu için
yeterliliği tartışılmaktadır.Yerel su kaynakları
0,3 ppm’den az flor içeren bölgelerde yaşayan süt
çocuklarına 6.aydan itibaren 0,25mg/gün flor
eklenmesi önerilmektedir.
Anne sütündeki
selenyum miktarı inek sütünden daha
fazladır.Selenyumun humoral ve hücresel aracılı
bağışıklık sisteminde görevi vardır.Toksik
maddelerin yıkımını katalize eden glutatyon
peroksidazın yapısına girer.Tirozinin metabolik
olarak aktif şekline dönüştürülmesi için gerekli
“iyodotironin deiyodinaz 2”enziminin bir
bileşenidir.
Anne sütünde
K+iyonları Na+ iyonlarından daha fazladır.Bu
özelliği ile anne sütü intrasellüler sıvılarla
uyumluluk gösterir.Her iki iyonun miktarı süte
aktif olarak salgılanan klor iyonlarının
oluşturduğu elektriksel farkı bağlı olarak
ayarlanır.
Sodyum iyonunun
içeriğinin düşüklüğü bebeğin gelişmemiş böbrek
işlevlerine fizyolojik olarak uyum gösterir.
|
| ANNE SÜTÜ ENFEKSİYONLARA
KARŞI BEBEĞİ NASIL KORUR ? |
| Anne sütü alan
bebeklerde, ek besinle beslenenlere oranla daha az
ishal görülür. Bunun yanı sıra daha az solunum ve
ortak kulak enfeksiyonları gelişir.
Enfeksiyona yakalanma
olasılığının az oluş nedeni:
- Anne sütü temiz,
bakterisizdir.
- Pek çok
enfeksiyona karşı antikor içerir. Bebek kendi
antikorlarını yapıncaya dek sütten geçen
annenin antikorları bebeği korur.
- Yine
enfeksiyonlarla savaşta, içerdiği beyaz
kürelerin olumlu etkisi vardır.
- İçerdiği bifidus
faktör ile bebeğin barsaklarından gelişen
laktobasillus bifidus denilen özel bir
bakterinin oluşmasına yardımcı olur.
Laktobasillus bifidus bağırsaklarda başka
zararlı bakterilerin oluşmasını ve dolayısı ile
ishali önler.
Anne sütünde demir
bağlayan laktoferrin vardır. Bu da demire
gereksinim gösteren zararlı bazı bakterilerin
gelişmesini engeller. |
| Anne Sütünü Güvenle
Saklamak |
| Yenidoğanlar için
en uygun, en değerli, en besleyici ve en ucuz
besin olduğu bilinen anne sütünün sayısız
faydaları olduğunun anlaşılması ile son zamanlarda
Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası gruplar
anne sütü ve emzirmenin yaygınlaştırılması için
kampanya çalışmalarını arttırmışlardır. Besleyici
değerinin yanında, pek çok hastalığa karşı
koruyucu özellikleri olan anne sütünün
antienfektif özellikleri, özellikle hasta ve
preterm bebeklerle ilgilenen yenidoğan
ünitelerinde anne sütünün daha sonra kullanılmak
üzere saklanmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Ayrıca
günümüzde çalışan annelerin sayısının artması ile
anne sütünün daha sonra bebeğe verilmek üzere
saklanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Buna
rağmen pek çok hekim anne sütünün alınması,
saklanması ve bebeğe verilmek üzere hazırlanması
aşamasında, sütün enfektif maddelerle kontamine
olmasından çekinmektedirler. Oysa ki yakın zamanda
yapılan çalışmalarda, buzdolabı veya derin
dondurucuda saklanması ile anne sütünün besin
değerini kaybetmeden antienfektif özelliklerinin
arttığı gösterilmiştir.
Anne sütü ilk sağıldığında steril teknik ve
malzeme kullanılsa bile tamamen steril değildir.
Normal cilt florası, özellikle de yenidoğan yoğun
bakım ünitelerinde pretermlerde en sık sepsis
etkeni olan Staphylococcus epidermidis en sık
görülen bakteriyel kontaminanttır (1,2,3,4). Anne
sütünün +4 derecede buzdolabında veya -20 derecede
derin dondurucuda saklanması ile bakteriyel yükün
azaldığı, sütün antibakteriyel etkilerinin arttığı
gösterilmiştir (3,5,6,7,8). Son zamanlarda
özellikle sitomegalovirüs bulaşmasını önlemek için
pretermlere verilecek bütün anne sütlerinin en az
72 saat süre ile derin dondurucuda saklanması
önerilmektedir (7,9).
Anne sütünün antimikrobiyal etkileri birçok
bakteri ve virüse karşı özel antikorlar,
nonspesifik IgG, IgA, IgM, laktoferrin, GM1
benzeri gangliosidler, glukokonjigatlar,
oligosakkaridler, değişik sitokinler, lenfositler,
polimorfonükleer lökositler, makrofajlar ve
kompleman proteinleri ile sağlanır. Bütün bu
maddeler, özellikle süt bankalarında sıklıkla
kullanılan bir yöntem olan pastörizasyon ile
antimikrobiyal özelliklerini kaybederler. Fakat
dondurma veya buzdolabında saklama ile çoğu zaman
zarar görmezler. Anne sütünün -20 derecede 1 ay
saklanması ile hücrelerin %89'u öldüğü halde, IgG,
IgM, IgA, laktoferrin, lizozim, C3, C4 kompleman
komponentleri, aminoasid ve yağ asitleribüyük
oranda korunur. Anne sütünün sağıldıktan sonra 48
saat +4 derecede buzdolabında saklanması ile de
hücrelerin büyük çoğunluğu ölür. Sütteki makrofaj
ve nötrofiller muhtemelen sütün saklandığı kaba
yapışarak veya sitoliz ile kaybedilir. Sütteki
lenfositler ise genellikle saklanmaktan etkilenmez.
Süt içindeki canlı kalan hücrelerin antimikrobiyal
etkileri +4 derecede 24-48 saat devam eder (7).
Anne sütünün saklanması ile asiditesinin artığı
gösterilmiştir. Ancak bu artış korkulduğu gibi süt
içindeki şekerlerin bakteriler ile fermente
edilerek laktik asid oluşumu ile değil, süt
lipazlarının etkisi ile serbest yağ asidi
miktarının artışına bağlıdır. Serbest yağ asitleri
de barsak parazitleri, gram pozitif bakteriler,
mantar ve virüsler için sitolitik etkilidir. Anne
sütünün +4 derecede saklanması ile serbest yağ
asidi oranı da artmaktadır (7).
Anne sütünü dondurma, sellüler aktiviteyi bozar,
vitamin B6 ve C'yi azaltır. Kaynatma, lipazı bozar,
IgA'nın etkilerini azaltır (10). Saklama esnasında
minimal proteoliz, büyük oranda da lipoliz görülür
(11), artan serbest yağ asitleri de antienfektif
etkiyi arttırır. Değişik saklama koşullarında anne
sütünün besleyici değeri azalmadan, immünolojik
özelliklerinde değişiklikler gözlenmektedir (10).
Tüm bu bilgiler ışığında, anne sütünün buz
dolabına konmadan 15 derecede 24 saat, 25 derecede
4-6 saat, buz dolabında (+4 derecede) 72 saat,
derin dondurucuda -20 derecede 1 ay, daha uzun
süreler için de -70 derecede güvenle
saklanabileceği bildirilmekte ve anne sütünün daha
yaygın kullanımı önerilmektedir (7,11).
Amerikan Hastanesi Yenidoğan Servisi
Dr. Pınar Dayanıklı
Dr. Gülnihal Şarman
Dr. Özlem Yörükalp
Dr. Alper Soysal
REFERANSLAR
- Thompson N, Pickler RH, Munro C, Shotwell J.
Contamination in expressed breast milk following
breast cleansing. J Hum Lact 1997
Jun;13(2):127-30.
- Nwankwo MU, Offor E, Okolo AA, Omene JA.
Bacterial growth in expressed breast-milk. Ann
Trop Paediatr 1998 Jun;8(2):92-5.
- Deodhar L, Joshi S. Microbiological study of
breast milk with special reference to its
storage in milk bank. J Postgrad Med 1991
Jan;37(1):14-6.
- Larson E, Zuill R, Zier V, Berg B. Storage
of human breast milk. Infect Control 1984
Mar;5(3):127-30.
- Knoop U, Schutt-Gerowitt H, Matheis G.
Bacterial growth in breast milk under various
storage conditions. Monatsschr Kinderheilkd 1985
Jul;133(7):483-6.
- Sosa R, Barness L. Bacterial growth in
refrigerated human milk. Am J Dis Child 1987
Jan;141(1):111-2.
- Ogundele MO. Techniques for the storage of
human breast milk: implications for
anti-microbial functions and safety of stored
milk. Eur J Pediatr 2000 Nov;159(11):793-7.
- Pardou A, Serruys E, Mascart-Lemone F,
Dramix M, Vis HL. Human milk banking: influence
of storage processes and of bacterial
contamination on some milk constituents. Biol
Neonate 1994;65(5):302-9.
- Friss H, Anderson HK. Rate of inactivation
of cytomegalovirus in raw banked milk during
storage at -20 degrees C and pasteurisation. Br
Med J (Clin Res Ed) 1982 Dec 4;285(6355):1604-5.
- Lawrence RA. Storage of human milk and the
influence of procedures on immunological
compenents of human milk. Acta Paediatr Suppl
1999 Aug;88(430):14-8.
- Hamosh M, Ellis LA, Pollock DR, Henderson TR,
Hamosh P. Breastfeeding and the working mother:
effect of time and temperature of short-term
storage on proteolysis, lipolysis, and bacterial
growth in milk. Pediatrics 1996 Apr;97(4):492-8.
|
| ANNE SÜTÜNÜN DİĞER AVANTAJLARI: |
Anne sütünde
yağların sindiriminde etkili özel bazı enzimler (lipaz)
bulunur. Bu nedenle anne sütü daha hızlı ve daha
kolay sindirilir. Anne sütü ile beslenen bebekler,
ek besin alan bebeklere oranla daha sık aralarla
beslenmek isterler. Öte yandan anne sütü ön
hazırlığa gerek göstermeksizin her an verilmeye
hazırdır.
- Anne sütü, anne
birkaç gün bebeğini emzirmese bile ekşimez,
bozulmaz. Bazı anneler, uzun süre emzirilmeyip
bekleyen sütün zararlı olacağı inancındadırlar.
Bu konuda anneleri ikna etmek gerekir.
- Anne sütü, doğum
sonu kanamanın azalması ve durmasını sağlar.
- Anne sütü, başka
gebeliklerin oluşmaması yönünden yarar
sağlayabilir.
- Emzirme ile
uterus (rahim) uyarılarak daha çabuk küçülmesi
sağlanır.
Ancak bunun kesin
bir gebelikten korunma yöntemi olarak önerilmesi
doğru değildir.
- Gerek anne,
gerek bebek için ruhsal doyum sağlar,
birbirlerine yakınlaştırır.
- Anne sütü
ucuzdur, alım gücünü zorlamaz.
- Ailenin diğer
bireyleri ve misafirler için ayrılmayıp tümü
bebeğe ait olan bir süttür.
|
|